Yapay zeka uygulamalarının çalışması için kullanılan grafik işlemciler yani GPU'lar, teknoloji şirketleri açısından giderek daha değerli hale geliyor. Ancak bu donanımların alım satımında fiyatları karşılaştırmak ve doğru değeri belirlemek kolay olmuyor. Tam da bu noktada devreye giren ABD merkezli Stoa GPU'ların alıcılarla satıcıları buluşturan bir pazar yeri geliştiriyor.
Stoa, 2026 yılında Berat Çelik, Eren Berke Sağlam ve Kaan Yiğit tarafından hayata geçirildi. Y Combinator'ın 2026 Yaz dönemine katılan girişimin ekibi şu anda üç kurucudan oluşuyor. Şirket, ilk aşamada ABD pazarına odaklanıyor ve önümüzdeki aylarda uluslararası pazarlara açılmayı planlıyor.
Stoa'nın Stoa Markets adlı platformunda GPU satın almak isteyen şirketler ihtiyaçlarını iletiyor. Doğrulanmış tedarikçiler de bu taleplere fiyat teklifleri sunuyor. Alıcı tekliflerden birini kabul ettiğinde işlem bağlayıcı hale geliyor ve Stoa, işlemin tamamlanması için gerekli süreci koordine ediyor. Donanımın incelenmesi, nakliyesi, sigortası ve finansmanı gibi konularda da üçüncü taraflarla çalışıyor.
Öte yandan girişimin Stoa Intelligence adlı ürünü ise GPU fiyatlarına ve değerlemelerine odaklanıyor. Bir GPU'nun fiyatı yalnızca modeline değil, teknik özelliklerine ve kullanım durumuna göre de değişebiliyor. Stoa, gerçekleşen işlemlerden elde ettiği verileri kullanarak şirketlere ellerindeki donanımların değeri konusunda referans sunmayı amaçlıyor.
Bir taraftan Stoa'nın paylaştığı bilgilere göre girişimin ağı, yapay zeka donanımı alanında yüzlerce alıcı ve tedarikçiyi kapsıyor. Şirket ayrıca GPU pazarında 500 milyon dolardan fazla işlem faaliyeti gözlemlediğini belirtiyor.
Stoa gelirini tamamlanan donanım işlemlerinden aldığı ücretlerin yanı sıra Stoa Intelligence aboneliklerinden elde ediyor. Y Combinator tarafından desteklenen Stoa, aldığı yatırım miktarını ise şu aşamada açıklamıyor. Girişimin sonraki hedefi, GPU alım satımının yanı sıra bu donanımların değerindeki değişimlere karşı kullanılabilecek finansal ürünler geliştirmek. Stoa, 2027 yılında GPU fiyatlarına bağlı finansal ürünler sunmayı planlıyor.
Google, yapay zeka ve veri merkezi operasyonlarının artan elektrik ihtiyacını karşılamak üzere enerji şirketi Constellation Energy ile 3,59 gigavatlık (GW) elektrik tedarik anlaşması imzaladı. 20 yıllık anlaşma kapsamında Constellation, ABD'nin Orta Batı ve Orta Atlantik bölgelerindeki nükleer santrallerinin kapasitesini artıracak. Şirket, anlaşma kapsamında enerji üretim filosuna 4,3 milyar dolardan fazla yatırım yapacak.
Anlaşmanın 890 megavatlık kısmı Constellation'ın Illinois, Pennsylvania ve New Jersey'de bulunan nükleer santrallerinden sağlanacak. Şirket, mevcut reaktörlerin daha fazla elektrik üretebilmesi için 11 nükleer ünitede kapasite artırımı gerçekleştirecek. Yenilenen santrallerden ilkinin Google'a elektrik sağlamaya 2028'de başlaması bekleniyor.
Google, Constellation ile ayrıca PJM elektrik şebekesinde 2,7 GW'lık elektrik için 15 yıllık bir tedarik anlaşması yaptı. Bu kapasite belirli bir enerji üretim kaynağına bağlı olmayacak. Google'a göre anlaşma, Constellation'ın mevcut santrallerinden elde edeceği gelirleri uzun vadede öngörülebilir hale getirecek.
Anlaşma, ABD'de veri merkezlerinin elektrik tüketiminin hızla artmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin enerji tedarikini güvence altına alma çabasının yeni bir örneğini oluşturuyor. Veri merkezi yatırımlarının artırdığı elektrik talebi, PJM bölgesinde kapasite fiyatlarının 2024'ten bu yana 11 kattan fazla yükselmesine neden oldu.
Google ve Constellation, anlaşmayla birlikte ABD'nin diğer bölgelerinde elektrik üretimi, batarya depolama ve enerji talebinin yönetilmesi gibi alanlarda uygulanabilecek bir model geliştirmeyi de hedefliyor. Google'ın küresel enerji ve güç biriminin yöneticisi Amanda Peterson Corio, şirketin büyümesini temiz ve güvenilir enerjiye yatırım yaparak sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti.
Görsel: Google
Anthropic, Claude'u Google Docs, Sheets ve Slides'a doğrudan entegre eden Claude for Google Workspace eklentisini kullanıma sundu. Kamuya açık beta olarak sunulan eklenti, ücretli Claude planlarına sahip kullanıcıların Google Workspace dosyaları üzerinde Claude'u doğrudan kullanmasına imkan tanıyor.
Eklenti, Docs, Sheets ve Slides içinde dosyanın yanında açılan bir kenar çubuğu üzerinden çalışıyor. Google Docs'ta metinlerin yazım hatalarını düzeltmek, bölümleri yeniden yazmak ve stillerini değiştirmek mümkün olurken mevcut biçimlendirmenin korunması sağlanıyor. Google Sheets tarafında Claude, dosyanın bağlamını kullanarak formüller yazabiliyor ve tablolar oluşturabiliyor. Kullanıcılar ayrıca ek belge veya elektronik tablo yükleyerek Sheets içinde yeni içerikler oluşturabiliyor.
Google Slides'ta ise Claude, mevcut düzen veya temaları kullanarak yeni slaytlar oluşturabiliyor ve güncellenmesi gerekebilecek öğeleri işaretleyebiliyor. Eklentide ayrıca Claude'un yaptığı değişiklikleri uygulamadan önce görüntülemeyi sağlayan bir "ask before edits" modu bulunuyor. Böylece kullanıcılar değişiklikleri önceden inceleyebiliyor.
Claude for Google Workspace, Google Workspace Marketplace üzerinden tüm ücretli Claude kullanıcılarına açık durumda. Anthropic bunun yanında Google Docs, Sheets ve Slides için yeni Claude bağlantıları da sunuyor. Bu bağlantılar sayesinde kullanıcılar, bir Google Workspace dosyasının bağlantısını Claude sohbetine ekleyerek dosyaları doğrudan Claude üzerinden düzenleyebiliyor.
Böylece Claude, Google'ın kendi yapay zeka asistanı Gemini'ın doğrudan Workspace uygulamalarındaki kullanımına alternatif bir seçenek olarak Google'ın üretkenlik uygulamalarının içine taşınıyor.
Fransa merkezli yapay zeka girişimi Mistral AI, bugüne kadarki en büyük ve yetenekli modeli olarak konumlandırdığı Mistral Large 4'ü (ML4) tanıttı. Şirket içinde “Le Chonk” olarak adlandırılan model, 1 trilyon toplam parametreye sahipken her işlemde 49 milyar aktif parametre kullanıyor. Modelin herkese açık ön izlemesine Mistral Studio üzerinden erişilebiliyor. Model ağırlıklarının ise ekim ayının sonuna kadar yayımlanması planlanıyor.
Mistral Large 4, metin ve görsel verileri doğal olarak işleyebilen çok modlu bir yapıya sahip. Şirket, modelin özellikle kodlama, ajan tabanlı iş akışları, görsel anlama, finans, hukuk ve siber güvenlik alanlarında öne çıktığını belirtiyor. Mistral'ın paylaştığı verilere göre ML4, açık ağırlıklı modeller arasında birçok kurumsal kullanım senaryosunda en yüksek performanslardan birini sunuyor.
Modelin siber güvenlik alanında da dikkat çektiğini söyleyebiliriz. ML4, Artificial Analysis Cyber Index'te dünyanın en yüksek performans gösteren modelleri arasında yer alırken, gerçek yazılımlardaki güvenlik açıklarını yeniden üretip ardından kapatmayı amaçlayan bir testte yüzde 82 skor elde etti.

Model ayrıca güvenlik yarışmalarından alınan 40 farklı görevden oluşan Cybench testlerinin yüzde 93'ünü tamamladı. Mistral, modelin kötü amaçlı yazılımları analiz etmek, güvenlik açıklarını önceliklendirmek ve tespit kuralları oluşturmak gibi görevlerde de kullanılabildiğini söylüyor.

Mistral Large 4'ün yazılım geliştirme performansı da şirketin öne çıkardığı başlıklar arasında. Model, DeepSWE v1.1 testinde yüzde 61,7, SWE-Atlas-QnA'da yüzde 59,4 ve Terminal-Bench 4'te yüzde 28,3 skor aldı. Genel Coding Agent Index'te yüzde 49,8 seviyesine ulaşan ML4'ün DeepSeek V4 Pro ve Qwen3.8 Max gibi modellerin önünde yer aldığı belirtiliyor.Profesyonel geliştiricilerle yapılan kör değerlendirmede ise model, Claude Opus 5'in ardından ikinci sırada yer aldı.

ML4 yalnızca kod üretmenin ötesinde yerine farklı araçları kullanarak uzun soluklu görevleri tamamlayan yapay zeka ajanlarına da odaklanıyor. Gmail, Google Sheets, Slack ve Salesforce gibi uygulamalarda gerçekleştirilen 657 kurumsal iş akışını kapsayan AutomationBench testinde model yüzde 59,9 skor elde etti. Mistral'ın aktardığına göre ML4, elektronik tablolar, sunumlar ve PDF'ler gibi profesyonel çıktılar üretmeye yönelik AA-Briefcase testinde de 1.393 Elo seviyesine ulaştı.
Modelin önemli yeniliklerinden biri de görsel anlama kabiliyeti. ML4, karmaşık dokümanları, grafik ve teknik çizimleri analiz edebiliyor, büyük uydu görüntülerinde belirli nesneleri bulabiliyor ve görsel veriler üzerinde konumlandırma yapabiliyor. Şirketin paylaştığı Dense 200 testinde ML4 yüzde 42 skor elde ederken GPT-6 Astra'nın yüzde 41'lik skorunu geride bıraktı.
Mistral Large 4, Avrupa'daki Mistral veri merkezlerinde bulunan 3 bin 800 Nvidia Grace Blackwell GPU kullanılarak sıfırdan eğitildi. Şirket, modelin eğitim verilerinin önemli bir bölümünün çok dilli içeriklerden oluştuğunu ve Avrupa Birliği'nin tüm resmi dilleri dahil olmak üzere 160'tan fazla dili desteklediğini belirtiyor.
Modelin Avrupa'daki dağıtımının da tamamen Mistral tarafından işletilen altyapı üzerinden ve Avrupa mevzuatı kapsamında gerçekleştirileceği ifade ediliyor. Mistral, bu yaklaşımı özellikle “yapay zeka egemenliği” açısından konumlandırıyor. Açık ağırlıkların yayımlanmasıyla kurumların modeli kendi özel bulutlarında veya şirket içi altyapılarında çalıştırabilmesi hedefleniyor. Böylece şirketler hem verileri hem de modelin kullanım politikaları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olabilecek.
Şirket ayrıca ML4'ün daha önce duyurduğu 3 milyar euroluk Seri D yatırım turunun ardından oluşturulan yeni yol haritasındaki ilk önemli model olduğunu belirtiyor. ML4'ün ağırlıklarıyla birlikte mimari, ek benchmark sonuçları ve eğitim yöntemlerine ilişkin daha fazla ayrıntının da ay sonuna kadar paylaşılması bekleniyor.
Mistral Large 4'ün API fiyatlandırması ise 1 milyon girdi tokenı için 1,36 dolar, 1 milyon çıktı tokenı için 4,18 dolar olarak açıklandı. Modelin aynı zamanda şirketin önümüzdeki dönemde geliştireceği sektöre özel ve optimize edilmiş yeni modeller için temel oluşturması bekleniyor.
Teknoloji girişimcileri, dijital ajanslar ve yazılım profesyonelleri için çalışma alanı artık tek bir ofis masasıyla sınırlı değil. Gün içinde toplantı odasından kafeye, paylaşımlı ofisten seyahat sırasında farklı çalışma alanlarına geçiş yapan profesyoneller için taşınabilirlik kadar üretkenlik de önem kazanıyor. HUAWEI MatePad Air, 509 gramlık hafif gövdesi, 12 inç OLED PaperMatte ekranı, WPS AI ve farklı üretkenlik araçlarıyla bu mobil çalışma ihtiyacına yanıt vermeyi hedefliyor.

Mobil çalışanların en büyük önceliklerinden biri, günlük çantada fazlalık yaratmayan ergonomik bir form faktörüdür. Yeni HUAWEI MatePad Air, yalnızca 5,3 mm kalınlığı ve 509 gram ağırlığıyla gün boyu süren yoğun tempoda varlığını unutturan bir mobilite sunuyor. Tam metal gövdesinde doğal mika tozu içeren sedefli yüzey kaplamasıyla dikkat çeken cihaz; özellikle Sakura Pembesi renginde ışığın geliş açısına göre sofistike geçişler sunarken, Bulut Mavisi ve Beyaz alternatifleriyle de modern bir estetik dil sergiliyor.
Ekran tarafında ise 12 inç boyutundaki 2.8K OLED PaperMatte panel kullanıcıyı karşılıyor. PaperMatte ekran, ortam ışığından kaynaklanan yansımaları yüzde 99’a kadar azaltıyor. 144 Hz yenileme hızı ve 1.200 nit tepe parlaklıkla desteklenen ekran, özellikle doküman, rapor ve veri tablolarıyla çalışan kullanıcılar için geniş ve okunabilir bir çalışma alanı sunuyor. PaperMatte yüzey ise ortam ışığından kaynaklanan yansımaların azaltılmasına yardımcı oluyor.
Bir tabletin gerçek anlamda dizüstü bilgisayarın yerini alabilmesi, yazılım ve arayüz esnekliğine dayanıyor. Türkiye pazarına özel olarak bir yıl ücretsiz kullanım hakkıyla sunulan WPS AI, rapor özetleme, metin oluşturma, veri setlerinden grafik oluşturma, PDF özetleme ve sunum taslağı hazırlama gibi işlemleri doğrudan tablet üzerinden gerçekleştirmeye yardımcı oluyor. Özellikle uzun raporların özetlenmesi veya ham verilerin görselleştirilmesi gibi günlük iş akışlarında, yapay zekânın üretkenlik tarafındaki kullanım alanlarını genişletiyor.

Bu akıllı yapı; dizüstü klavyesi konforu sağlayan 1,5 mm tuş aralıklı Glide Klavye ve bağımsız pencereleri yan yana serbestçe yönetmeye imkan veren Canlı Çoklu Görev mimarisiyle birleştiğinde cihazı gerçek bir iş istasyonuna dönüştürüyor. Yerleşik AppGallery üzerinden Microsoft 365, Teams ve Zoom gibi günlük iş akışlarında kullanılan uygulamalara erişim sağlanabiliyor. Uygulama deneyimi ise kullanılan uygulama ve sürüme göre değişebiliyor. Fikir eskizlerinde ve sunumlarda ise M-Pencil Pro devreye giriyor; kalemi sıkarak radyal menüye erişmek veya havada kaydırarak WPS sunumlarında slayt atlatmak toplantılarda bilgisayara dokunmadan etkileyici bir kontrol sağlıyor.
HUAWEI MatePad Air’in yapay zekâ tarafındaki dikkat çekici özelliklerinden biri de OpenMinis. AppGallery üzerinden ücretsiz olarak indirilebilen OpenMinis; kod yazma, uygulama prototipi oluşturma, web sitesi tasarlama ve poster hazırlama gibi farklı üretim süreçlerini doğrudan tablet üzerinden gerçekleştirmeye olanak tanıyor.

OpenMinis’in üretim tarafındaki yeteneklerini görmek için birkaç dakikalık örnekler yeterli. Testlerimizde sıfırdan bir uygulama yaklaşık 10 dakikada, bir web sitesi 3 dakikada, bir poster ise birkaç dakika içinde hazırlandı. Bu sürelerin kullanılan yapay zekâ modeline göre değişebileceğini de belirtmek gerekiyor.
OpenMinis, Claude, GPT ve Gemini gibi modellerle kullanıcının kendi hesabı üzerinden çalışıyor. Bu yönüyle özellikle yazılım, teknoloji, tasarım ve içerik üretimiyle ilgilenen girişimciler, geliştiriciler ve profesyoneller için HUAWEI MatePad Air’in üretkenlik alanını genişleten araçlardan biri olarak öne çıkıyor.
10.100 mAh bataryası ve 66W SuperCharge Turbo desteğiyle HUAWEI MatePad Air, gün içinde farklı çalışma alanlarına geçen kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap veriyor. 30 dakikada yüzde 42’ye kadar şarj olabilen tablet, kısa molalarda hızlıca şarj edilebiliyor. Altı hoparlörlü ses sistemi de toplantı, video, müzik ve içerik tüketimi gibi farklı kullanım senaryolarını destekliyor. Huawei laboratuvar testlerine göre MatePad Air, düşük frekans tepkisinde yüzde 167, ses yüksekliğinde ise yüzde 100 artış sunuyor.

HUAWEI’nin tablet ailesi içinde MatePad Air daha hafif ve mobil bir çalışma deneyimine odaklanırken, MatePad Pro 12 daha üst segment donanım ve profesyonel kullanım ihtiyaçlarına yönelik konumlanıyor. MatePad Air ise 509 gramlık gövdesi, 5,3 mm inceliği ve üretkenlik özellikleriyle gün içinde yanında taşıyarak çalışmak isteyen kullanıcılar için tasarlanıyor.
HUAWEI MatePad Air 42.999 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. 6 Ekim saat 12.00 itibarıyla ön ödeme dönemi sona ererken, bu tarihe kadar sipariş oluşturan kullanıcılar için ödeme tamamlama aşaması başlıyor. Yeni müşteriler için depozito kampanyası sona ererken, fiyat, hediye ve paket teklifleri 31 Ekim gün sonuna kadar devam ediyor. Ürün ayrıca 14.333 TL x 3 taksit seçeneğiyle satın alınabiliyor.

Hediyeler arasında 25.000 TL’ye kadar kapsamı olan HUAWEI Güvence Paketi sunuluyor. Paket; ekran, sıvı, arka kapak ve kamera hasarlarına yönelik ücretsiz onarım hizmetlerinin yanı sıra, pil kapasitesinin yüzde 85’in altına düşmesi durumunda ücretsiz pil değişimini kapsıyor. Hizmetler, ilgili koşullar ve geçerlilik süreleri kapsamında bir kez kullanılabiliyor.
HUAWEI Online Mağaza’ya özel olarak ise 11.999 TL değerinde Klavye, 6.999 TL değerinde M-Pencil Pro, 1.299 TL değerinde Bluetooth Mouse ve 4.899 TL değerinde WPS AI üyeliği hediye ediliyor. Ayrıca klavyeli HUAWEI MatePad Air modellerinde 2.000 TL değerinde kupon fırsatı sunuluyor.
HUAWEI MatePad Air’in tüm özelliklerini ve detaylarını keşfetmek için ürün sayfasını linkten ziyaret edebilirsiniz.
OpenAI, Avrupa Birliği'nde ChatGPT ile oluşturulan metin ve kodlara dijital filigran eklemeye hazırlanıyor. Şirket, bu uygulamanın yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklerin kaynağının belirlenmesini kolaylaştırmayı ve içeriklerin izlenebilirliğini artırmayı hedeflediğini belirtiyor. Uygulamanın, Avrupa Birliği'nin yapay zeka düzenlemeleri kapsamında hayata geçirileceği aktarılıyor.
Yeni sistem, ChatGPT tarafından oluşturulan metin ve kodun içine insan gözüyle fark edilmeyen bir sinyal yerleştirecek. Bu sinyal, içeriğin ChatGPT tarafından oluşturulup oluşturulmadığının tespit edilmesine yardımcı olacak. OpenAI, yöntemin metnin okunabilirliğini veya kodun işlevini değiştirmeyeceğini ifade ediyor. Sistem aynı zamanda içeriğin kaynağına ilişkin doğrulama yapılabilmesini amaçlıyor.
OpenAI'ın açıklamasına göre dijital filigran teknolojisi, şirketin metin için geliştirdiği bir "provenance" yani içerik kökeni yaklaşımının parçası. Şirket, görsel içeriklerde kullandığı C2PA standardından farklı olarak metin ve kod için farklı bir teknik yaklaşım kullanıyor. Bu yöntemin, içeriğin farklı dillere çevrilmesi veya çeşitli biçimlerde düzenlenmesi gibi işlemlere karşı dayanıklı olması amaçlanıyor.
Uygulamanın ilk aşamada Avrupa Birliği'nde devreye alınması planlanıyor. OpenAI, bunun Avrupa Birliği'nin Yapay Zeka Yasası kapsamında sağlayıcıların yapay zeka tarafından üretilen içerikleri makine tarafından okunabilir bir formatta işaretlemesine yönelik yükümlülükleriyle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Şirket, sistemin ChatGPT'nin ücretsiz ve ücretli kullanıcıları tarafından oluşturulan içeriklerde uygulanacağını aktarıyor.
OpenAI, dijital filigranın yanı sıra içerik kökeninin belirlenmesine yönelik farklı yöntemleri de araştırdığını belirtiyor. Şirket, bu teknolojilerin yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin daha şeffaf şekilde tanımlanmasına katkı sağlamasını amaçlıyor.
OpenAI, ChatGPT'nin görsel oluşturma özelliğine görsel reklamlar ekleyeceğini duyurdu. Yeni format, ekim ayı içinde ABD'de sınırlı bir reklamveren grubuyla test edilmeye başlanacak. Kullanıcıların oluşturmasını istediği görsellerin yanında ürün ve hizmetlere ilişkin reklamlar gösterilecek.
Şirketin açıklamasına göre reklamlar açıkça etiketlenecek ve oluşturulan görselden ayrı tutulacak. Dolayısıyla reklam içerikleri, kullanıcının talep ettiği görselin içine yerleştirilmeyecek. OpenAI, reklamların ChatGPT'nin verdiği yanıtları etkilemeyeceğini de belirtiyor. Yeni formatta ürünlerin kullanımını veya bir hizmetin sunduğu deneyimi gösteren görseller kullanılabilecek.
OpenAI, reklamverenlerin kampanya sonuçlarını takip etmesini sağlayan araçlarını da genişletiyor. Hightouch, Tealium ve LiveRamp entegrasyonlarıyla şirketler, kendi sistemlerindeki dönüşüm verilerini ChatGPT Ads'e aktarabilecek. AppsFlyer, Adjust ve Triple Whale gibi iş ortakları ise reklam tıklamalarının satış veya uygulama kullanımı gibi sonuçlarla ilişkilendirilmesine yardımcı olacak.
Şirket ayrıca Haus, Measured ve WorkMagic ile bölgesel deneyler üzerinde çalışıyor. Bu çalışmalar, reklamların satışlara gerçekten ek katkı sağlayıp sağlamadığını ölçmeyi amaçlıyor. DoubleVerify ve Integral Ad Science ile geliştirilen pilot uygulamalarda ise reklamların markalar açısından uygun bağlamlarda gösterilip gösterilmediği değerlendirilecek. OpenAI, bu değerlendirmelerin kontrollü bir test ortamında yapılacağını ve iş ortaklarının kullanıcıların özel konuşmalarına erişemeyeceğini söylüyor.
ChatGPT'nin haftalık 1,2 milyar kişiye ulaştığını açıklayan OpenAI, reklamları abonelik gelirlerinin yanında daha geniş bir kullanıcı kitlesine hizmet vermenin yollarından biri olarak konumlandırıyor. Görsel reklamların ABD dışındaki pazarlara ne zaman açılacağına ilişkin ise henüz bir takvim paylaşılmadı.
Görsel: ChatGPT
Apple'ın akıllı ev pazarındaki varlığını genişletmek için LG ile iş birliğine hazırlandığı ortaya çıktı. Bloomberg'ün aktardığı bilgilere göre iki şirket; akıllı kilit, termostat, görüntülü kapı zili ve güvenlik kameralarını kapsayan yeni bir ürün ailesi üzerinde çalışıyor.
Ürünlerin Apple yerine LG markası altında satışa sunulacağı belirtiliyor. Yeni ürünlerin Apple'ın yakında tanıtılması beklenen akıllı ev merkeziyle entegre şekilde çalışacağı ifade ediliyor. Söz konusu merkezin yaklaşık 6 inçlik kare bir ekrana sahip olacağı, duvara monte edilebileceği veya masa üzerinde kullanılabileceği aktarılıyor. Apple'ın cihazı 13 Ekim'de düzenlenecek etkinlikte tanıtması bekleniyor.
LG ile geliştirildiği belirtilen ürün ailesinde akıllı kilit ve termostatın yanı sıra iç mekan ve dış mekan güvenlik kameraları ile projektörlü bir güvenlik kamerasının da yer alması bekleniyor. Bazı cihazların ABD Federal İletişim Komisyonu'nun (FCC) kayıtlarında da ortaya çıktığını belirtelim.
Yeni cihazlardan bazılarının Matter ve Thread bağlantı standartlarını desteklemesi bekleniyor. Böylece ürünlerin Apple'ın HomeKit ekosistemiyle daha geniş kapsamlı şekilde birlikte çalışması mümkün olabilir. Apple'ın HomeKit tarafında kapsamlı bir yenilenmeye hazırlandığı da aktarılıyor. Akıllı kilidin ise Ultra Wideband (UWB) teknolojisinden yararlanabileceği belirtiliyor. Bu sayede kullanıcının kapıya yaklaştığının algılanması ve kilidin otomatik olarak açılması gibi özellikler sunulabilir.
Apple'ın bir süredir akıllı ev kategorisine daha güçlü şekilde girmeye hazırlandığı biliniyor. Şirketin yapay zeka destekli Siri'yi merkezine alan yeni bir akıllı ev ekranının yanı sıra yeni bir HomePod mini ve güncellenmiş Apple TV üzerinde çalıştığı da daha önce gündeme gelmişti.
LG ortaklığı ise Apple'ın bu pazarda yalnızca kendi donanımlarını geliştirmek yerine, farklı üreticilerle birlikte daha geniş bir ürün ekosistemi oluşturmak istediğini bizlere gösteriyor. Özellikle Amazon'un Ring ürünleriyle güçlü olduğu akıllı ev güvenliği tarafında Apple'ın da yeni ürünlerle kendini göstereceği düşünülüyor.
iPhone 18 Pro ve iPhone 18 Pro Max modellerinin tanıtıldığını geçtiğimiz haftalarda sizlere aktarmıştık. Yeni renk seçenekleri ve değişken diyaframa sahip kamerası ile karşımıza çıkan iPhone 18 Pro modelleri, geçtiğimiz haftalarda ülkemizde de satışa sunuldu. Bu videomuzda iPhone 18 Pro modeline yakından bakıyoruz.
iPhone 18 Pro, geçen yılki modelin yekpare alüminyum kasa tasarımını sürdürüyor. Siyah, Gümüş Rengi, Buzul Rengi ve Burgonya olmak üzere dört renk seçeneğiyle sunulan telefonun arka yüzeyi bu kez tek tonlu bir görünüme sahip. Önceki modeldeki çift tonlu arka tasarım böylece yerini daha sade bir çizgiye bırakıyor.

Ön yüzeyinde Ceramic Shield 2, arka yüzeyinde ise Ceramic Shield ile korunan iPhone 18 Pro modeli, IP68 sertifikasına da sahip durumda. 8,75 mm kalınlığında ve 211 gram ağırlığında olan cihaz, 204 gram ağırlığında olan iPhone 17 Pro modeline oranla biraz daha ağır.
6,3 inç büyüklüğünde OLED ekranla gelen iPhone 18 Pro, açık havada maksimum 3000 nit piksel parlaklığına ulaşabiliyor. 2622 x 1206 piksel çözünürlük ve 460 piksel yoğunluğu sunan ekran, 120 Hz’e kadar uyarlanabilir ProMotion teknolojisini de destekliyor. Tasarım tarafındaki yeniliklerden biri de küçülen Dynamic Island. Küçülmesine rağmen daha işlevsel bir hale gelen Dynamic Island, artık 3 canlı etkinliği aynı anda gösterebiliyor.

Apple’ın A20 Pro çipinden güç alan iPhone 18 Pro modelinde 6 çekirdekli CPU ve 7 çekirdekli GPU bulunuyor. iPhone 18 Pro, büyüyen buhar haznesi ile birlikte iPhone 17 Pro’ya kıyasla yüzde 40’a kadar daha iyi performans sürekliliği sağlıyor. iPhone 18 Pro’nun 256 GB, 512 GB, 1 TB ve 2 TB depolama seçenekleri sunduğunu da ekleyelim.
Bu yılın en önemli güncellemesi ise ana kamerada karşımıza çıkıyor. iPhone 18 Pro modelinin 48 megapiksellik ana kamerası değişken diyafram özelliğine sahip. Altı bıçaklı diyafram, sensöre ulaşan ışık miktarını ayarlarken loş ışıkta daha iyi fotoğraf ve video çekmeye yardımcı oluyor. ƒ/1.48, ƒ/1.8, ƒ/2.8 ve ƒ/4.0 diyafram açıklıkları arasında geçiş yapabiliyorsunuz.

Diğer iki kamera ise geçen yılki modelle aynı özelliklere sahip. ƒ/2.2 diyafram açıklığına sahip 48 megapiksel Fusion Ultra Geniş kamera ve ƒ/2.8 diyafram açıklığına sahip yine 48 megapiksel Fusion Telefoto kamera. Cihazda 8 kata kadar optik kalitede zoom yapılabiliyor.
Kamera uygulamasında profesyonel denetimlere daha hızlı erişmek için sık kullanılan ayarları üst bölüme taşıma özelliği de iOS 27 ile kullanıma sunuldu. Bu özellik sayesinde dilediğiniz özelliklere çok daha hızlı bir şekilde ulaşmak mümkün.
Ön tarafta ise 18 megapiksellik Center Stage kamera bulunuyor. ƒ/1.9 diyafram açıklığına sahip kamera, fotoğraflar ve görüntülü aramalar için Ana Sahne özelliğini destekliyor. Çift Çekim özelliğiyle ön ve arka kameralar aynı anda da kullanılabiliyor.
iPhone 18 Pro, normal kullanım senaryolarında 23 saate kadar pil ömrü sunuyor. Video oynatmada ise bu süre 34 saate kadar çıkıyor. 60 W adaptörle 15 dakikada yüzde 50’ye kadar şarj olabilen cihaz, MagSafe üzerinden 35 W veya daha güçlü bir adaptörle 30 dakikada yüzde 50 doluluğa ulaşıyor.
Son olarak iPhone 18 Pro modelinin 138 bin TL'den başlayan fiyatlarla satışa sunulduğunu da ekleyelim. 2 TB'lık iPhone 18 Pro modelinin fiyatı ise 244 bin TL. İyi seyirler.
Apple Yönetim Kurulu Başkanı Tim Cook, 2 Ekim'de gerçekleştirdiği işlemlerle yaklaşık 63,9 milyon dolar değerinde Apple hissesi sattı. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) sunulan bildirime göre satış, farklı işlemlerde hisse başına 330,66 ile 334,50 dolar arasında değişen fiyatlarla yapıldı.
Satıştan bir gün önce, Cook'un ücret paketindeki 374 bin 541 kısıtlı hisse birimi hak ediş koşullarını tamamlayarak Apple hissesine dönüştü. Çalışanlara belirli koşullar sağlandığında şirket hissesi alma hakkı tanıyan bu birimlerden Cook’a verilen miktar, Apple'ın üç yıllık toplam hissedar getirisinin S&P 500 şirketlerine kıyasla gösterdiği performansa göre belirlendi.
Apple, hak edişten kaynaklanan vergi yükümlülüklerini karşılamak için yaklaşık 65,75 milyon dolar değerindeki 199 bin 38 hisseyi alıkoydu. Bu işlem, Cook'un yaklaşık 63,9 milyon dolarlık hisse satışından ayrı olarak gerçekleşti.
SEC bildirimi, satışın Cook'un 28 Mayıs 2026'da kabul ettiği Rule 10b5-1 işlem planı kapsamında yapıldığını gösteriyor. Şirket yöneticilerinin gelecekteki hisse işlemlerini önceden belirlenmiş koşullara bağlamasına olanak tanıyan bu plan, satışın işlem gününde alınan ani bir karara dayanmadığını ortaya koyuyor.
Cook ayrıca 2 Ekim'de 26 bin 325 Apple hissesini bedelsiz olarak devretti. Bildirimde bu hisselerin kime verildiği açıklanmadı. Satış, vergi kesintisi ve bedelsiz devir sonrasında Cook'un trust'ı üzerinden tuttuğu Apple hisselerinin sayısı 3 milyon 237 bin 843 oldu.
Görsel: Quartz & ChatGPT
Tokenlaştırılmış nakit fonları sunan fintech girişimi Spiko, Seri B yatırım turunda 90 milyon dolar yatırım aldı. New Enterprise Associates’ın (NEA) liderlik ettiği yatırım turuna Index Ventures, Speedinvest ve White Star Capital da katıldı. Qonto’nun kurucuları ve Bundesbank’ın eski başkanı Axel Weber de melek yatırımcılar arasında yer aldı. Yeni yatırımla birlikte Spiko’nun bugüne kadar aldığı toplam yatırım miktarı 120 milyon dolara ulaştı.
Paul-Adrien Hyppolite tarafından kurulan Spiko, şirketlerin ve kurumların atıl durumdaki nakitlerinden getiri elde etmesini kolaylaştırmaya odaklanıyor. Şirket, Avrupa ve ABD’de yaklaşık 50 trilyon dolarlık nakit ve mevduat bulunduğunu, ancak bu varlıkların önemli bir kısmının düşük getiri sağladığını veya hiç getiri sağlamadığını belirtiyor.
Spiko, kısa süre içerisinde nakde çevrilebilen ürünlerden belirli vadeye sahip ürünlere kadar farklı seçeneklerden oluşan düzenlemeye tabi nakit fonları geliştiriyor. Şirketler bu fonlara Spiko’nun masaüstü ve mobil uygulamalarından erişebiliyor.
Finansal platformlar ise API aracılığıyla Spiko’nun ürünlerini kendi hizmetlerine entegre edebiliyor. Girişimin müşterileri arasında startup’lar, scaleup’lar, araştırma kuruluşları, kamu kurumları, girişim sermayesi fonları ve sağlık kuruluşları bulunuyor.
Spiko’nun ürünleri euro, ABD doları, İngiliz sterlini ve İsviçre frangı ile kullanılabiliyor. Şirketin fonları zincir üzerinde ihraç ediliyor. Böylece fonlar, stablecoin ve akıllı sözleşmelerin kullandığı altyapıyla birlikte çalışabiliyor. Spiko, bu alanda BlackRock ve Franklin Templeton’ı geride bırakarak dünyanın en büyük tokenlaştırılmış nakit fonu ihraççısı konumuna geldiğini ifade ediyor.
Spiko’nun altyapısı, şirketlerin nakit yönetimini belirli kurallar çerçevesinde otomatikleştirmesine de imkan tanıyor. Örneğin şirketler maaş ve tedarikçi ödemeleri için operasyon hesaplarında ne kadar para tutulacağını belirleyebiliyor ve bunun üzerindeki tutarlar otomatik olarak likit fonlara aktarılabiliyor. Daha uzun süre kullanılmayacak nakit ise vadeli ürünlere yönlendirilebiliyor. Bu kuralların hazine yönetim sistemleri veya yapay zeka ajanları tarafından Spiko’nun API’si üzerinden yönetilebilmesi de mümkün.
Spiko, aldığı yeni yatırımı yeni nakit fonları piyasaya sürmek, yeni pazarlara açılmak ve Avrupa’daki ekibini büyütmek için kullanacak. Paris ve Londra’da merkezleri bulunan şirket; Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda ve Nordik ülkelerinde de yerel ekipler kurmayı planlıyor.
Yapay zeka şirketi Cohere, kurumsal kullanıma odaklanan yapay zeka ajan platformu North'un yeni sürümü North 2'yi tanıttı. Şirketin bugüne kadarki en kapsamlı North güncellemesi olarak konumlandırdığı North 2; yeniden tasarlanan ajan orkestrasyon sistemi, maliyet kontrolleri, güvenlik özellikleri ve yeni entegrasyonlarla öne çıkıyor.
North 2'nin merkezinde, karmaşık ve çok adımlı süreçleri kendi başına yönetebilen yeni bir ajan orkestrasyon sistemi bulunuyor. Kullanıcılar doğal dilde verdikleri komutlarla ajanlar ve otomasyonlar oluşturabiliyor. İnsan onayı gerektiren kritik aşamalarda ise süreç insan müdahalesine açık şekilde ilerliyor. Oluşturulan ajanlar şirket genelinde paylaşılabiliyor ve böylece farklı ekiplerin aynı iş akışını yeniden oluşturmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Platforma eklenen Memory özelliği sayesinde ajanlar farklı oturumlar arasında bağlamı koruyabiliyor. Skills ile sık kullanılan yetenek ve iş mantıkları tekrar kullanılabilir hale getirilirken, Libraries özelliği şirket genelinde ortak bilgi ve dosya havuzları oluşturulmasını sağlıyor. Kullanıcılar ayrıca doğal dil komutlarıyla sohbet arayüzü içerisinde sunum, doküman, gösterge paneli ve basit uygulama prototipleri hazırlayabiliyor.
North 2, tekrarlayan süreçler için hazır otomasyon şablonlarının yanı sıra sürükle-bırak yöntemiyle çalışan görsel bir iş akışı oluşturucu da sunuyor. Sistem, oluşturulan otomasyonların performansının gerçek zamanlı olarak izlenmesine imkan tanıyor.
Cohere, platformun şirketlerin mevcut araçlarıyla çalışabilmesi için entegrasyon seçeneklerini de genişletti. North 2; Slack, SharePoint, OneDrive, Microsoft Outlook, Microsoft Exchange, Jira, Linear, Notion ve GitHub gibi platformlara bağlanabiliyor. Şirket ayrıca PitchBook, Crunchbase, Daloopa, FiscalAI, S&P Global ve FactSet gibi finansal veri sağlayıcılarına yönelik entegrasyonlar üzerinde çalıştığını belirtiyor.
Şirketler token harcamalarına sınır koyabilecek North 2'nin dikkat çeken yeniliklerinden biri de yapay zeka kullanım maliyetlerinin yönetimine odaklanıyor. Platformun yönetim paneli North Admin, token kullanımının kullanıcı ve yapay zeka ajanı seviyesinde takip edilmesini sağlıyor. Yöneticiler, kullanıcılar ve ekipler için istek sayısı ve token tüketimine göre farklı kullanım seviyeleri belirleyebiliyor. Bunun yanında şirket genelinde token harcama limitleri konulabiliyor ve belirlenen sınırlara yaklaşılması halinde ekipler önceden uyarılabiliyor. Böylece şirketlerin özellikle çok sayıda ajanın kullanıldığı ortamlarda yapay zeka maliyetlerini daha öngörülebilir hale getirmesi amaçlanıyor.
North 2 aynı zamanda model bağımsız bir yapıya da sahip. Şirketler Cohere'in modellerini kullanabilecekleri gibi kendi tercih ettikleri farklı yapay zeka modellerini de platforma entegre edebiliyor. Güvenlik ve şirket içi kurulum seçenekleri Kurumsal güvenlik tarafında North 2; ajan bazında güvenlik kuralları ve yetkilendirme politikaları sunuyor. Platform, ajanların yalnızca izin verilen işlemleri gerçekleştirmesini sağlayan autonomy policies özelliğine sahip. Kritik karar ve işlemlerde ise insan onayı zorunlu hale getirilebiliyor.
North 2, şirketlerin kendi altyapılarında, özel bulut ortamlarında veya tamamen internete kapalı air-gapped sistemlerde çalıştırılabiliyor. Cohere böylece özellikle finans, kamu, sağlık ve telekomünikasyon gibi veri güvenliği ve regülasyon gereksinimlerinin yüksek olduğu sektörleri hedefliyor.
Cohere, Nvidia ile yürüttüğü çalışmalar sayesinde kendi modellerinin Blackwell ve Hopper GPU'larında düğüm başına daha yüksek token üretim hızına ulaşabildiğini ve bunun kullanım maliyetlerini düşürmeye yardımcı olduğunu da belirtiyor.
North'un önceki sürümünün Ağustos 2025'ten bu yana genel kullanıma açık olduğunu hatırlatalım. Cohere, finans, sağlık, telekomünikasyon, üretim, enerji ve kamu sektöründeki büyük ölçekli kurulumlardan elde ettiği deneyimin North 2'nin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade ediyor.
Yapay zeka destekli dijital mortgage girişimi Valon, 150 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin 150 milyon dolarlık D serisi yatırım turunda Ribbit Capital ve Andreessen Horowitz (a16z) yer aldı. 2019 yılında kurulan Valon'un değerlemesi 2,3 milyar dolara yükseldi.
ABD merkezli şirket yeni gelen yatırımı, ValonOS ve yapay zeka ajanlarının kullanımını yaygınlaştırmak, ürün geliştirmeyi hızlandırmak ve ekiplerini büyütmek için kullanacağını açıkladı.
Andrew Wang, Eric Chiang ve Jon Hsu tarafından kurulan Valon, mortgage hizmet sağlayıcıları için yapay zeka destekli bir işletim sistemi geliştiriyor. ValonOS adlı platform; kredi verileri, yatırımcı raporlaması, operasyonel iş akışları, uyumluluk süreçleri ve para transferleri gibi mortgage hizmetlerinin farklı sistemler yerine tek bir platform üzerinden yönetilmesini sağlıyor.
Öte yandan şirket, ValonOS'un üzerine yapay zeka ajanları da yerleştiriyor. Bu ajanlar, ev sahiplerinden gelen e-postaları yanıtlamak, ödemeleri dağıtmak ve emanet hesaplarıyla ilgili analizler yapmak gibi mortgage hizmetlerindeki operasyonel görevleri yerine getirebiliyor.
Valon, platformunu doğrudan teknoloji satmak yerine önce kendi mortgage hizmet işletmesinde kullanarak geliştirdi. Şirket bugün ABD'deki mortgage kredilerinin yaklaşık altıda birinden sorumlu hizmet sağlayıcılarla çalışıyor ve ilerleyen dönemde geliştirdiği teknolojiyi ticari, bireysel, taşıt ve öğrenci kredileri gibi diğer kredi alanlarına da taşımayı planlıyor.
Son olarak Valon'un 2021 yılının Şubat ayında 50 milyon dolar yatırım aldığını da hatırlatalım.
Yazılım geliştirme altyapısı sunan Namespace, 42 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin 42 milyon dolarlık B serisi yatırım turuna Scale Venture Partners liderlik etti. ABD merkezli Namespace'in yatırım turunda 20VC, NEA, Essence, Burst Capital ve melek yatırımcı Datadog CEO'su Olivier Pomel yer aldı.
Şirketin toplam yatırım miktarı 65 milyon dolara ulaştı. Namespace, yeni yatırımı ürün geliştirmeyi hızlandırmak ve veri merkezi altyapısını genişletmek için kullanacağını açıkladı.
Namespace, Hugo Santos tarafından 2022 yılında kuruldu. Şirket, yazılım geliştiricilerin kod yazma, uygulamayı derleme ve test etme süreçlerini daha hızlı gerçekleştirmesini sağlayan bir geliştirici platformu geliştiriyor. Namespace, Mac, Windows ve Linux üzerinde çalışan geliştirme ortamları sunuyor.
Böylece geliştiricilerin yazılım geliştirmek için ihtiyaç duyduğu bilgisayar ve altyapıya daha hızlı erişmesi amaçlanıyor. Şirket özellikle yapay zeka destekli kodlama ajanlarının kullanımının yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan yeni altyapı ihtiyacına odaklanıyor.
Kodlama ajanları artık kod yazmanın yanı sıra kodu çalıştırma, test etme ve farklı araçları kullanma gibi işlemleri de gerçekleştiriyor. Namespace, bu süreçlerin çalışması için gerekli yüksek performanslı ve güvenli bilgisayar ortamlarını sağlıyor.
Namespace'in önemli özelliklerinden biri de kendi donanım ve veri merkezi altyapısını kurması. Şirket, özellikle Mac bilgisayarlar üzerinde çalışan geliştirme ortamlarına odaklanıyor. Bu sayede iOS ve macOS uygulamaları geliştiren ekipler ve yapay zeka ajanları, gerekli Apple araçlarının bulunduğu ortamlarda kodlarını derleyip test edebiliyor.
Yapay zeka destekli bulut bilişim şirketi Lambda, planlanan halka arzı öncesinde 4 milyar dolara kadar yatırım alacak. The Wall Street Journal'ın haberine göre şirket, yeni yatırım turunda 14,5 milyar dolar ön yatırım değerlemesine ulaşacak. Yatırım turuna Coatue Management ve Blackstone liderlik edecek. Söz konusu yatırım turunun Lambda'nın 2027'de gerçekleştirmeyi planladığı halka arz öncesindeki son özel yatırım turu olması bekleniyor.
Lambda'nın yatırımcılara gönderdiği ve The Wall Street Journal tarafından incelenen mektuba göre şirketin backlog'u haziran ayında 15 milyar dolarken eylül ayında 50 milyar dolara yükseldi. Ancak backlog'daki 35 milyar dolarlık artışın tamamına yakını tek bir anlaşmadan geliyor.
Yapay zeka şirketi Anthropic, ağustos ayının sonunda Lambda ile 35 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı. Lambda'nın değerlemesi, 2025'te gerçekleştirdiği yatırım turundan bu yana önemli ölçüde yükseldi.
Şirket, yapay zeka şirketlerine GPU kapasitesi sağlayan neocloud şirketlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Yapay zeka altyapısına yönelik talebin artması Lambda'nın büyümesini desteklerken, bu talebi karşılamak için gereken veri merkezi yatırımları şirket açısından önemli bir maliyet oluşturuyor. Lambda, geçtiğimiz hafta da 1 milyar dolar ek borç aldı. Şirketin yeni yatırımı, artan yapay zeka altyapısı talebini karşılamak ve veri merkezi yatırımlarını finanse etmek için kullanması bekleniyor.
Lambda'nın bu yıl gerçekleştirmesi beklenen halka arzını, piyasalardaki belirsizlik nedeniyle 2027'ye ertelediği belirtiliyor. Lambda'nın halka arz gerçekleştirmesi halinde şirket, Nvidia destekli neocloud şirketleri CoreWeave ve Nebius gibi halka açık şirketler arasına katılacak. Birleşik Krallık merkezli neocloud şirketi Nscale de geçtiğimiz ay halka arz için başvuruda bulundu.
OpenAI, yapay zekanın matematik alanındaki ilerlemesini gösteren yeni bir çalışma koleksiyonunu kamuoyuyla paylaştı. Şirket, henüz kullanıma sunmadığı dahili bir frontier model tarafından üretilen 722 matematik makalesini, toplam 372 sonuç ailesi altında GitHub'da yayınladı.
Bağımsız Advisory Group on Mathematics and Artificial Intelligence'ın (AGMAI) değerlendirmesine göre yayınlanan çalışmalar, matematik alanında çözümü uzun süredir bilinmeyen yüzlerce açık probleme yönelik sonuçlar içeriyor. Ancak çalışmaların matematik topluluğu tarafından incelenmesi ve doğrulanması gerektiğini belirtelim. OpenAI da koleksiyondaki sonuçların farklı doğrulama aşamalarında olduğunu ve henüz resmileştirilmemiş bazı çalışmaların hata içerebileceğini açıkça ifade ediyor.
OpenAI'ın aktardığına göre model, değerlendirme sürecinde yaklaşık 4 bin matematik problemiyle karşı karşıya bırakıldı. Bu çalışmaların sonuçları önem düzeylerine göre filtrelenerek 372 aile ve 722 makaleden oluşan mevcut koleksiyon ortaya çıkarıldı. Şirket, ortalama bir sonucun üretilmesi için kullanılan hesaplama gücünün yaklaşık üç saatlik ChatGPT Pro düşünme kapasitesine denk geldiğini belirtiyor.
OpenAI ayrıca modelin matematiksel sonuçlara nasıl ulaştığını daha şeffaf hale getirmek amacıyla 10 farklı problem için kısaltılmış akıl yürütme özetleri, kullanılan hesaplama gücüne ilişkin tahminler ve denenen problem sayıları gibi bilgileri de paylaştı. Bu örnekler arasında π sayısının irrasyonellik ölçüsü, Mahler varsayımları, Kaplansky'nin doğrudan sonluluk varsayımı ve üç boyutlu relativistik Vlasov-Maxwell sistemi gibi matematiğin farklı alanlarından problemler bulunuyor.
OpenAI, yayınlanan kanıtların önemli bir bölümünü Lean adlı matematiksel doğrulama sistemiyle de kontrol etti. Lean, oluşturulan bir matematiksel ispatın mantıksal olarak geçerli olup olmadığının bilgisayar tarafından kontrol edilmesini sağlıyor. Bununla birlikte koleksiyondaki tüm çalışmaların henüz Lean doğrulamasına sahip olmadığını söyleyelim.
OpenAI, yeni biçimsel doğrulamalar tamamlandıkça GitHub deposunu güncellemeye devam edeceğini belirtiyor. Şirket ayrıca sonuçların büyük bölümünün aynı standart prosedürle üretildiğini, ancak bazı istisnalar bulunduğunu ifade ediyor. Örneğin Riemann zeta fonksiyonunun sıfırsız bölgesi üzerine yapılan çalışmalardan biri farklı bir süreçle elde edildi. Bu çalışmanın metni de okunabilirliği artırmak amacıyla insan tarafından düzenlendi.
OpenAI, paylaşım sürecini Princeton'daki Institute for Advanced Study bünyesinde oluşturulan bağımsız AGMAI grubuyla yaptığı görüşmeler doğrultusunda şekillendirdiğini belirtiyor. GitHub deposunda makalelerin nasıl güncelleneceğine ve nasıl kaynak gösterileceğine ilişkin kurallar da yer alıyor.
Ancak AGMAI'ın yaklaşımı yalnızca yapay zekanın matematikteki yeteneklerine odaklanmıyor. Grup, yapay zeka şirketlerinden matematiksel sonuçları mümkün olduğunca akademik kanallar üzerinden yayınlamalarını, kullanılan model, hesaplama maliyeti ve yöntemler konusunda daha fazla şeffaflık sağlamalarını istiyor. Ayrıca matematiksel keşiflerin modelleri pazarlamak için kullanılan bir araç haline getirilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu nedenle OpenAI'ın paylaştığı 722 çalışma, yapay zekanın matematiksel akıl yürütme becerisinin geldiği noktayı gösterirken, yapay zeka tarafından üretilen bilimsel sonuçların nasıl doğrulanacağı, yayınlanacağı ve akademik literatüre nasıl dahil edileceği konusunda da dikkat çekici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.
OpenAI önümüzdeki dönemde yapay zeka tarafından elde edilen önemli matematiksel sonuçların anlaşılmasını desteklemek amacıyla atölye çalışmaları, konferanslar ve özel programlar da finanse edeceğini açıkladı. Şirket aynı zamanda bu çalışmaları üreten dahili modeli sorumlu bir şekilde kullanıma sunmak için çalışmalar yürüttüğünü belirtiyor.
Anthropic, girişimlerin Claude tabanlı ürünler geliştirmesini destekleyen Claude Startups programına yeni avantajlar ekledi. Şirketin 6 Ekim'de duyurduğu güncelleme, ücretsiz abonelik ve API kredisinin yanı sıra farklı yazılım araçlarında indirimleri ve teknik destek görüşmelerini kapsıyor.
Program kapsamında başvurusu onaylanan girişimlere, beş Premium kullanıcıya kadar bir yıllık ücretsiz Claude Team aboneliği veriliyor. Ancak bu teklif yalnızca Claude Team’i daha önce kullanmayan kuruluşlar için geçerli. Mevcut Team aboneleri ücretsiz abonelik avantajından yararlanamıyor.
Girişimlere ayrıca Claude modellerini kendi ürünlerine entegre etmek için kullanabilecekleri 1.000 dolar değerinde API kredisi sağlanıyor. Krediler, tanımlandıktan altı ay sonra sona eriyor ve yalnızca Claude Console üzerinden erişilen doğrudan Claude API hizmetinde kullanılabiliyor. Amazon Bedrock ve Google Vertex AI üzerinden yapılan kullanımlar bu kapsama girmiyor.
Güncellemenin bir diğer parçası olan Claude Startup Stack ise yazılım geliştirme, tasarım, veri analizi, satış ve toplantı araçları için toplam değeri 45 bin dolara kadar ulaşan indirim ve krediler sunuyor. Bu tutar, girişimlere doğrudan verilen bir ödeme değil; katılımcı şirketlerin ayrı koşullarla sağladığı tekliflerin toplam değerini ifade ediyor.
Programa son beş yılda kurulan veya son iki yılda yatırım alan girişimler başvurabiliyor. Risk sermayesi yatırımı almış olmak zorunlu tutulmuyor. Başvuru için Claude Console hesabı, şirketin internet sitesiyle aynı alan adını kullanan bir e-posta adresi ve geliştirilen ürüne ilişkin kısa bir açıklama gerekiyor.
Katılımcılar, Anthropic'in Applied AI ekibiyle çevrim içi teknik görüşmelere ve girişimlere özel etkinliklere de erişebiliyor. Anthropic'in iş ortağı ağındaki risk sermayesi fonlarından yatırım alan şirketler ise fonları aracılığıyla 100 bin dolara kadar ek API kredisi edinebiliyor. Başvurular Claude for Startups sayfası üzerinden yapılıyor.
Görsel: ChatGPT
Yapay zeka destekli siber güvenlik girişimi Hadrian, 40 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin 40 milyon dolarlık yatırım turuna Forgepoint Capital International ve Smart Fin ortaklaşa liderlik etti. Hollanda merkezli Hadrian'ın yatırım turunda HV Capital, Motive Partners, Picus Capital ve Oetker Ventures yer aldı.
2021 yılında kurulan şirketin toplam yatırım miktarı 65 milyon dolara yükseldi. Hadrian yeni yatırımı EMEA ve ABD'deki faaliyetlerini genişletmek, mühendislik ve araştırma ekiplerini büyütmek ve ajan tabanlı yapay zeka platformunu geliştirmek için kullanacağını açıkladı.
Şirket, Rogier Fischer, Olivier Beg ve Maurice Clin tarafından hayata geçirildi. Hadrian, şirketlerin dijital varlıklarını ve dışarıya açık sistemlerini sürekli olarak tarayarak güvenlik açıklarını tespit eden yapay zeka destekli bir siber güvenlik platformu geliştiriyor.
Şirket, hangi güvenlik açıklarının gerçekten istismar edilebileceğini belirleyerek şirketlerin öncelikli olarak hangi risklere müdahale etmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Hadrian'ın platformunda yapay zeka ajanları, gerçek saldırganların izleyebileceği yolları taklit ederek güvenlik testleri gerçekleştiriyor. Böylece güvenlik ekiplerinin manuel olarak yaptığı sızma testlerinin daha hızlı ve sürekli şekilde yürütülmesini sağlıyor.
Şirketin Atlas ürünü şirketlerin dış saldırı yüzeylerini sürekli olarak haritalandırırken Nova ürünü talep üzerine yapay zeka destekli sızma testleri gerçekleştiriyor. İki ürün aynı verileri ve bağlamı paylaşıyor. Böylece şirketler, güvenlik açıklarını tespit etmekten bu açıkları daha kapsamlı şekilde test etmeye kadar tüm süreci tek bir platform üzerinden yürütebiliyor.
Reflection AI, ilk açık ağırlıklı yapay zeka modeli Beam'i tanıttı. Sparse Mixture-of-Experts (MoE) mimarisini kullanan Beam, toplam 501 milyar parametreye sahipken her token işlenirken bunların 23 milyarı aktif hale geliyor. Model özellikle kodlama, akıl yürütme ve agentic görevler için geliştirildi.
Beam'in ön eğitimi, web içerikleri ve lisanslı özel veri setlerinden oluşan 23,8 trilyon tokenlık veri üzerinde gerçekleştirildi. Model ayrıca 1 milyon tokenlık bağlam penceresi sunuyor. Reflection AI, Beam'in yeteneklerini geliştirmek için ön eğitimin yanı sıra yüksek hesaplama gücüne dayanan reinforcement learning, yani pekiştirmeli öğrenme sürecine de ağırlık verdi.
Şirketin paylaştığı bilgilere göre Beam'in pekiştirmeli öğrenme aşamasında dört hafta boyunca 10 bin 500 Nvidia GB300 GPU kullanıldı ve 100 milyondan fazla rollout üretildi. Eğitim ve değerlendirme süreçlerinde yaklaşık 1,3 milyar sandbox çalıştırıldı.

Reflection AI, Beam ile çıkarım verimliliğine odaklanıyor. Şirketin kendi test sonuçlarına göre Beam, gelişmiş akıl yürütme benchmark'larında Z.ai'ın GLM-5.2 modeliyle benzer seviyede performans gösterirken 3 ila 4 kat daha az çıkarım için hesaplama gücü (inference compute) kullanıyor. Bununla birlikte söz konusu performans sonuçlarının henüz bağımsız olarak doğrulanmadığını belirtelim.
Reflection AI, Beam'in kodlama ve ajan tabanlı görevlerde daha büyük açık modellerle rekabet edebildiğini belirtiyor. Şirketin sonuçlarına göre model, örneğin SWE Bench Pro v2-Hard testinde 77,2, Terminal Bench v2.1'de 80,1 ve SWE Bench Verified'da 80,9 puan aldı.

Reflection, Beam'in özellikle GLM-5.2 ile rekabet edebildiğini ve bazı görevlerde daha büyük Qwen modellerine yaklaşabildiğini ifade ediyor. Ancak Beam'in her benchmark'ta rakiplerinin önüne geçtiğini söylemek pek mümkün değil. Hatta Reflection AI da Kimi K3 gibi bazı daha büyük açık modellerin ham performans açısından Beam'in önünde olduğunu kabul ediyor.
Şirket, Beam'i performanstan çok performans başına kullanılan hesaplama gücü açısından konumlandırıyor. Beam ayrıca kullanıcıların modelin ne kadar uzun süre akıl yürütmesini istediğini belirlemesine imkan tanıyan bir reasoning effort parametresine sahip. Düşük seviyeler daha kısa yanıt ve daha düşük hesaplama maliyetine odaklanırken, yüksek seviyeler daha karmaşık görevlerde modelin daha fazla token kullanarak düşünmesine imkan tanıyor.
Beam'in multimodal bir model olmadığını da belirtelim. Model yalnızca metin tabanlı çalışıyor. Buna karşın araç kullanımı ve web erişimi sağlandığında farklı kaynakları araştırma yapabiliyor ve harici araçlardan gelen bilgileri kullanarak görevleri tamamlayabiliyor.
Reflection AI, eğitim sırasında modelin web erişimi verildiğinde diğer büyük dil modellerini aramayı ve belge okumak için OCR API'lerini kullanmayı kendiliğinden öğrendiğini ifade ediyor. Şirket Beam'i özellikle kurumsal müşteriler, geliştiriciler ve kamu kurumları için bir "workhorse model" olarak konumlandırıyor.
Reflection AI'ın daha geniş stratejisinde ise kurumların kendi verileri üzerinde özelleştirilmiş ve yerel olarak çalıştırılabilen yapay zeka sistemleri geliştirmesine imkan tanıyan AI factory yaklaşımı bulunuyor. 2024 yılında iki eski Google DeepMind araştırmacısı tarafından kurulan Reflection AI, bugüne kadar yaklaşık 4,7 milyar dolar yatırım aldı. Şirketin yatırımcıları arasında Nvidia, Sequoia Capital ve Lightspeed Venture Partners bulunuyor. Reflection AI'ın son yatırım turundaki pre-money değerlemesi ise 25 milyar dolar seviyesindeydi.
Reflection AI, Beam'in model ağırlıklarını, teknik raporunu, model kartını ve geliştirici araçlarını ekim ayı içinde yayınlamayı planlıyor. Model şu anda son güvenlik testleri ve değerlendirmelerden geçiriliyor.
TikTok, kullanıcıların ürünleri keşfetmesine ve satın almasına yardımcı olacak yapay zeka destekli alışveriş asistanını kullanıma sundu. Şirket ayrıca kullanıcıların For You akışında gördükleri ürünleri uygulamadan çıkmadan tek tıkla satın alabilmesini sağlayan yeni bir ödeme özelliğini de devreye aldı.
TikTok'un Shopping Assistant adını verdiği özellik, kullanıcıların ürünlerle ilgili sorularını yanıtlıyor. Alışveriş asistanı; ürün özellikleri, kargo, beden seçenekleri ve stok durumu gibi konularda bilgi verirken, konuşma sırasında kullanıcının ihtiyaçlarını ve tercihlerini de dikkate alıyor.
Kullanıcılar böylece bir ürün hakkında bilgi almak ve satın alma sürecini tamamlamak için TikTok'tan ayrılmak zorunda kalmayacak. TikTok'un yeni ödeme özelliği ise alışveriş deneyimini TikTok Shop'un dışına taşıyor.
Kullanıcılar, For You akışında karşılarına çıkan ürünleri doğrudan markadan satın alabilecek. Özellikler Salesforce, Shopify, Shoplazza ve Stripe gibi şirketlerle yapılan iş birlikleriyle geliştiriliyor. TikTok, bu hamleyle ürün keşfi ile satın alma arasındaki süreci uygulama içinde tamamlamayı hedefliyor.
TikTok'un alışveriş tarafındaki büyümesi de dikkat çekiyor. Şirketin geçen hafta yayımladığı Ekonomik Etki Raporu'na göre TikTok, ABD'deki işletmelerin 81 milyar dolarlık GSYİH'ye katkı sağlamasına yardımcı oldu. Rapora göre 54 milyon Amerikalı da TikTok'ta bir video izledikten sonra ürün satın aldığını söyledi.
TikTok Shop, ABD'de Eylül 2023'te kullanıma açılmıştı. eMarketer'ın tahminlerine göre platform, 2025'te ABD'de yaklaşık 15,8 milyar dolarlık satışa ulaştı. Bu da ülkedeki sosyal ticaret satışlarının yaklaşık yüzde 18'ine denk geliyor. TikTok, yeni özelliklerle alışverişi videoların içine daha fazla taşımış oluyor. Kullanıcılar artık bir ürünü gördükten sonra uygulamadan çıkmadan ürün hakkında bilgi alabilecek ve satın alma işlemini tamamlayabilecek.